menü

  • Arama

YENİLİKÇİ ve DENEYSEL

İstanbul doğumlu tasarımcı Rezzan Hasoğlu, bulunduğu yerlerden ve deneyimlediği kültürel miraslardan ilham alan ürünlerini zanaat, el işçiliği gibi geleneksel üretim teknikleri, günümüz tasarım ihtiyaçları ve formları ile yeniden yorumluyor. Kendi alanında yenilikçi ve farklı işler üreten Rezzan Hasoğlu ile Art`ı Mekan dergisinde de yayınlanan keyifli bir sohbet gerçekleştirdik.

Dezinti: İlk ne zaman bir tasarımcı olduğunuzu fark ettiniz?

Rezzan Hasoğlu: Küçüklüğümden beri karton kutuları kesip maketler yapmayı ya da ellerimle bir şeyler üretmeyi çok sevmişimdir. Okulda da resim derslerini iple çekerdim. Sanırım tasarımcı olduğumu bir anda fark etmekten ziyade hep yaratıcı bir alanda çalışmak istediğimi biliyordum.

D: 2016 yılında işlerinizde yansıtabileceğiniz başka hangi tarafınızı daha keşfetmek isterdiniz?

RH: Farklı tesadüfler sayesinde hiç farkında olmadığım konulara ilgimin olduğunu keşfettiğim çok oldu. Umarım karşıma çıkan insanlar ve gittiğim yeni yerler, deneyimler sayesinde güzel sürprizlerle karşılaşırım.

D: Dünyanın nereleri daha sizin tarafınızdan keşfedilmeyi bekliyor?

RH: Peru ve İzlanda’ya seyahat etmeyi çok istiyorum. Üniversite’de Peru mimarisi ve arkeoloji üzerine aldığım bir dersten sonra Osmanlı İmparatorluğu ile eş zamanlı bir başka medeniyetin dünyanın diğer ucunda İnka medeniyetinin yaptıkları çok ilham verici olmuştu. İzlanda da doğal güzellikleri ve kuzey ışıkları nedeniyle çok ilgimi çeken ve büyülü bulduğum bir yer.

D: Yaratıcılığınızı cilalamak için ne yaparsınız; nasıl bir içsel motivasyon tarif edersiniz?

RH: Kendi alanlarında yenilikçi ve farklı işler yapan insanların projeleri hakkında araştırma yapıp nasıl bir yol izlemişler öğrenmeye çalışırım. Masal kitapları ve romanlar da yeni fikirler ve motivasyon konusunda çok yardımcı oluyor.

D: Mesleğinizde gelmek isteyebileceğiniz en son yer neresi olurdu?

RH: Hepimiz günlük hayatlarımızda uyandığımız andan itibaren bir çok eşya ile temasta bulunuyoruz. Eğer bu eşyalar hayatımızı kolaylaştırıyorsa, doğadaki zararı biraz da olsa azaltıyorsa ve kullanan kişi için bir anlam ifade ediyorsa bence iyi bir üründür. Umarım tasarladığım ürünler kullanan kişilerin hayatında ve doğada olumlu izler bırakmayı başarır.


D: Biraz da idolleriniz; en sevdiğiniz tasarımcı kim? Yerinde olmak istediğiniz kişi kim olurdu?

RH: Cam sanatçılarınlarından Lino Tagliapietra, Toots Zynsky ve Dale Chihuly her zaman cam üretirken izlemekten sıkılmayacağım ve yaptıkları her işe hayran olduğum insanlar. Olafur Eliasson, Ai Wei Wei ve Tokujin Yoshioka sayabileceğim diğer sanatçılar arasında. Hans Wegner hayatta olsaydı, stüdyosunda bulunmayı çok isterdim.

D: Sizi en çok hayrete düşüren şey nedir?

RH: Doğadan keşfettiğimiz sistemler ve canlıların birbirleriyle iletişimleri ve hala öğrenecek çok şey olması.

D: Sosyal medya hakkında neler düşünüyorsunuz? Nasıl kullanıyorsunuz?

RH: Farklı tasarım stüdyolarından ve sanatçılardan haberdar olmak açısından sosyal medyayı faydalı buluyorum. Müze ve galerilerde olan etkinleri takip etmek açısından Facebook’u kullanıyorum. Instagram’ı aktif kullandığımı söyleyebilirim.

D: Sizce günün en güzel saati nedir?

RH: Akşamüstü tam hava kararmadan önce evlerin ışıklarını yakmaya başladığı zaman. Şehre sessizlik çöküyor ve gökyüzünün uçuk mavi-mor soğuk renk tonlarına tezat evlerin sarı sıcak ışıkları çok güzel oluyor bence.

D: Ofisinizde bir gün nasıl geçiyor;

a. Sabah ilk yaptığınız? Yüksek lisansıma devam ettiğim için sabah 10 gibi okulda olmaya çalışıyorum. Olabildiğince hızlı hazırlanıp evden çıkıyorum.

b. Çay mı kahve mi? Kahve tabii ki!

c.Rutinleriniz? Okulda atölyeye gelince arkadaşlarımla sabah sohbetleri, öğlen kahvesi ve farklı konularda okumak.

d. Vazgeçemedikleriniz? Ailem ve arkadaşlarım. Hayatta onlar olmadan hiçbir şeyin tadı tuzu olmuyor.

e. Batıl inançlarınız, takıntılarınız? Yok sanırım.

f. Hangi tınılar gönlünüzü okşuyor? O an gönlümden ne geçerse. Bu aralar elektronik müzik.

g. Sizi oyalayan ve pişmanlık yaratan şeyler? İnternette garip bilgiler okuyarak saatlerimi geçirebilirim. En son Everest’deki tırmanış kazaları hakkında okuyarak 3 saat geçirdim. Bir gün bu işime yarar mı bilmiyorum ama böyle konularla oyalanmaktan çok keyif alıyorum.

h. Yeni bir tasarım akla girip başa düşünce başarı periniz ne diyor? Denemeden bilemeyeceğim için işe koyulurum.

D: İç mimari projelerinizde hangi alanlarda projeler üretiyorsunuz daha yoğun olarak?

RH: BomontiAda’daki ATÖLYE İstanbul’un projesinde ürün tasarımı ve iç mimari üzerine ekibin bir parçasıydım.

D: Özellikle beslendiğiniz yayınlar nedir? Tasarım / mimarlık yayınlarının isimleri?

RH: Dezeen ve Designboom haftalık takip ettiğim siteler. Ideat, Lapham’s Quarterly ve Interni de takip ettiğim diğer yayınlar.

D: İşlerinizi özetleyen kelimeleri sayarsak; neleri katarız? Ahşap, sürdürülebilirlik, kültür, sanat, vb??

RH: Somut olmayan kültürel mirasın tasarımla aktarılması, ürün-kullanıcı deneyimi ve etkileşim tasarımı diyebilirim.

D: Ürünlerinizde kullanmayı en çok sevdiğiniz malzeme nedir?

RH: Cam ve ahşap.

D: Tasarımlarınızı en çok etkileyen etmen nedir? Ya da şöyle de sorabiliriz; hayatınız boyunca işinize / yaratım sürecinize etki ettiğini düşündüğünüz “şey/durum/kişi/duygu” nedir?

RH: Ürünün kullanıcıda yarattığı duygusal etki ve kullanım kolaylığı diyebilirim. Bir ürün bir şekilde siz seçtiğiniz için ya da zorunluluktan dolayı hayatınıza giriyor ve akışın parçası haline geliyor. Bu olumlu da olabilir, olumsuz da. Ürünleri tasarlarken onu üreten kişiden son kullanıcıya kadarki tüm süreçte olabildiğince yapıcı olmasını sağlamaya çalışıyorum.

D: Size bugüne kadarki en büyük özgüveni ve doygunluğu sağlayan işiniz ne oldu?

RH: ATÖLYE İstanbul’da geçirdiğim dönem diyebilirim. Ekibin birbirine olan güven ve iletişimi, inisiyatif vermesi ve çalışmalarıma saygı göstermesi özgüven ve doygunluk olarak olumlu izler bıraktı.

D: Hangi kültürlerle ortak bir şeyler peşindesiniz?

RH: Yüksek Lisans’taki arkadaşlarımın hepsi farklı ülkelerden. Hepsinden farklı bilgiler öğreniyorum. Bu bazen yeni bir yabancı kelime oluyor bazen de bir malzemenin kullanılış biçimi.

D: Projelerinize başladığınız masa hangisi? Bitirdiğiniz yer neresi?

RH: Okuldaki masamda başlıyorum, bazen bir kafede ya da havaalanında devam ediyor. Yeni fikirler çoğunlukla yolculuk sırasında geliyor. Bitirme yeri genelde üretim atölyesinin zımparalama tezgahı oluyor.

D: İşlerinizi kimlerle tartışırsınız? Özellikle kimlere danışır, kimden “onay” almak istersiniz?

RH: Aileme, belli öğretmenlerime ve yaratıcı alanda çalışan yakın arkadaşlarıma fikir danışırım. Onay almayı pek beklediğimi söyleyemem. Genelde kafasına koyduğunu yapan biriyim.

D: Hayallerinizi süsleyecek proje ne olurdu?

RH: Uçakların tasarımı ve koku ile ilgili araştırmalar şu an en çok ilgimi çeken iki konu.

D: Kariyer çizginizde bir “evrim” ve “devrim” tanımlayabilir misiniz?

RH: ‘Evrim’ hayalimdeki üniversiteye kabul edildiğim an olabilir. ‘Devrim’ de geçen yıl İstanbul’da iki yılın ardından Royal College of Art Design Products’a kabul edilişim sanırım. Olağan bir düzeni tamamıyla değiştirip yenilikler için tekrar farklı bir ülkeye taşındım ve iyi ki yapmışım.

D: Tasarım-konjonktür ilişkisinde; kendi tasarımlarınızı hangi kelimelerle ifade etmek isterdiniz. Savaş, barış, sol, sağ, vb?

RH: Huzur.

D: Sizce global gündemin şekillendirdiği kullanma eğilimleri nasıl?

RH: Sürdürebilirlik ve malzeme Ar-Ge’si en güncel konular. Takiben de “maker” hareketi diyebilirim.

D: Kentleşme hakkında düşünceleriniz?

RH: Takibi zor, çok hızlı bir değişim.

D: Firmanız hakkında bir özeleştiri yapmak gerekirse?

RH: Daha yolun başındayım.

D: Neden Rezzan Hasoglu Design? Biraz isim hikayenizden bahseder misiniz?

RH: Çeşitli ortak projelerde başka tasarımcılarla birlikte çalışsam da ürünlerimin tanıtımında kendi ismimi kullanmak en mantıklı yol gibi gözüktü.

D: Mevcut koleksiyonunuz hakkında biraz bilgi verebilir misiniz?

RH: Moirai Lambalar, 18. yüzyılda filigrana cam tekniğinin Venediklilerden Osmanlı’ya Çeşm-i Bülbül olarak geçmiş tekniğin günümüze yorumlanması olup, Idyllic Summer Collection’ı oluşturan vazo ve kaselerde Ege kıyılarından ve Yunanistan’dan ilham alan uzantısıdır. Cam ürünler dışında yan sehpası bitişik ahşap tabure, Boğaz köprüsünden esinlenilmiş kahve sehpası ve Kapadokya’daki tüf biçimlerini andıran bir takı koleksiyonu bulunmaktadır. Ürünlerin sürdürülebilir malzemelerden ve zanaatkarlarla birlikte üretilmesi benim için önemli kriterler arasında.

D: Önümüzdeki süreçte nasıl bir koleksiyon üzerine çalışmayı istiyorsunuz?

RH: Koku ve kullanımı üzerine bir proje için araştırma yapıyorum.

D: Biraz tasarım ekibinizden bahseder misiniz? Nasıl bir ekip öngörmüştünüz Rezzan Hasoglu Design için ve bu öngörünüz başarılı oldu mu?

RH: Şimdilik sürekli bir tasarım ekibi olmasındansa bireysel devam etmeyi düşünüyorum. Patron-çalışan ilişkisinden ziyade farklı dönemlerde farklı insanlarla bir araya gelerek işler üretmenin daha verimli olduğu görüşündeyim.

D: Rezzan Hasoglu Design’in “boyutları” ve “sınırları” nedir?

RH: Şu an küçük olan bir firma ama sınırları zaman gösterecek. Umarım ileride uluslararası ve olumlu değişimleri teşvik eden bir firma olur.

D: Rezzan Hasoglu Design’in “vizyon” ve “misyonu” nedir?

RH: Kültürel mirasa ve doğaya önem veren, akıllı ve duyarlı, disiplinler arası diyaloglar kurabilen ürünler ve sistemler tasarlamak.

D: Yakın zamanda odaklanmayı düşündüğünüz bir alt sektör var mı?

RH: İnsan algısı ve etkileşim tasarımıyla ilişkisi yeni odak noktaları olabilir.

D: Nasıl bir tasarım çizgisi tarif edilebilir Rezzan Hasoglu Design için?

RH: Yenilikçi, deneysel ve varlığı ile huzur veren tasarımlar diyebilirim.

D: Türkiye sizce büyük bir pazar mı mobilya açısından? Neyi eksik ve neyi gereğinden fazla peki?

RH: Türkiye mobilya açısından nicelik olarak zengin ama nitelik olarak daha gelişmesi gereken bir pazar bence. Birbirine benzeyen ve hangi amaçla tasarlandığı belli olmayan, belli trendleri takip edip aslında çok yaratıcılık barındırmayan çok mobilya var. Pazarda daha çok MDF ve kimyasal malzemelere yönelmenin sürdürebilirlik açısından iyi olduğunu düşünmüyorum. Ürünün nasıl bir yerde yer alacağı, kim tarafından ne amaçla kullanılacağı çok iyi düşünülmeli. Öte yandan genç ve yenilikçi tasarımcıların olumlu değişimler yaratacağını umuyorum.


DezinBlog

İLETİŞİME GEÇİN

dezinti@dezinti.com

BÜLTEN ARŞİVİ

E-BÜLTEN

E-Posta adresiniz ile üye olun, en son yenilikleri ilk siz öğrenin.

ÇÖZÜM ORTAKLARIMIZ

© 2015 DEZİNTİ TASARIM. TÜM HAKLARI SAKLIDIR. \\ Developed By Frontal Creative Agency With

Dezinti.com, Türkiye’de modern, post-modern, ekolojik ve çağdaş tasarım mobilyası üreten, tedarikini sağlayan yerli ve yabancı tasarımcıları bir katalog mozaiğinde birleştiren, tasarımı keyifle araştırılabilir kılan bir tasarım portalı... Türkiye’deki ilk mobilya veritabanı Dezinti, dünya standartlarında ürün gerçekleştiren Türk tasarımcıları öne çıkartan, tasarlanmış ürünün üretimini ve tüketimini teşvik eden, mimarlar ve yapı profesyonellerinin projeleri için ürün seçiminde kolaylık sağlayan uluslararası bir tanıtım ve duyuru platformu... Dezinti aynı zamanda sunduğu kişiselleştirilmiş pazarlama hizmetleriyle tasarımseverlere birebir danışmanlık ve destek sağlayan, mimar ve satınalmacılara ürünün seçimi ve tedarikine özel ticari hizmetler veren bir iş platformu, 365 gün açık bir mobilya fuarı...